Yeter ki
rahat bırakın… Eğitmeyin, öğretmeyin bize.
Kurtarmayın bizi.
Yeter ki rahat
bırakın.
Isıtmayın bizi, beslemeyin, yolumuzu açmayın, odamızı aydınlatmayın.
Yeter ki rahat bırakın.
Hem
geleneği, hem göreneği olan bir ülkeyiz vesselam. Atalarımız her şeyin en doğrusunu
bilir zaten. Onlar her şeyi doğru yaptıysa geçmişimiz niye savaşlarla,
göçlerle, sefaletle dolu veya bu kadar bin yıllık geçmişimiz var da niye hala
adam gibi bir yazınımız yok, niye mimaride Mimar Sinan’da çakılıp kaldık veya
niye toplum olarak kadına ve çocuğa sümük muamelesi yapıyoruz, niye üretip, biriktirmek
yerine sadece tüketiyoruz ve bitince de komşunun malına göz dikiyoruz diye sormayalım.
Niye? Çünkü bizim gelenek ve de
göreneklerimiz var. Muhafazakarız biz. Çok iyi muhafaza ederiz. Özellikle
geçmişten gelen, bizi, soyumuzu sopumuzu
ve çevremizi süründüren her hatamızı çok şahane muhafaza ederiz. Niye diye
düşünmeyiz, çünkü atalarımız da muhafaza etmiş; Onlar etmişse vardır bir
bildikleri.
19 Mart 1945 tarihinde Hitler, sağ kolu Albert Speer’e düşmana Anavatan’da ele
geçirecek hiçbir şey bırakılmamasını ve bütün altyapının imha edilmesi emrini
verdi. Speer, bunu yaparlarsa bütün Alman halkını ölüme mahkum edeceklerini
hatırlatınca ona şöyle dedi:
“Türk
Milleti zekidir, Türk milleti çalışkandır, tamam da Türkiye’de yaşayanlar
uzaylı olduğu için. Atatürk bizden
bahsetmiyor aslında burada”