Hem
geleneği, hem göreneği olan bir ülkeyiz vesselam. Atalarımız her şeyin en doğrusunu
bilir zaten. Onlar her şeyi doğru yaptıysa geçmişimiz niye savaşlarla,
göçlerle, sefaletle dolu veya bu kadar bin yıllık geçmişimiz var da niye hala
adam gibi bir yazınımız yok, niye mimaride Mimar Sinan’da çakılıp kaldık veya
niye toplum olarak kadına ve çocuğa sümük muamelesi yapıyoruz, niye üretip, biriktirmek
yerine sadece tüketiyoruz ve bitince de komşunun malına göz dikiyoruz diye sormayalım.
Niye? Çünkü bizim gelenek ve de
göreneklerimiz var. Muhafazakarız biz. Çok iyi muhafaza ederiz. Özellikle
geçmişten gelen, bizi, soyumuzu sopumuzu
ve çevremizi süründüren her hatamızı çok şahane muhafaza ederiz. Niye diye
düşünmeyiz, çünkü atalarımız da muhafaza etmiş; Onlar etmişse vardır bir
bildikleri.22 Ekim 2013 Salı
BİZ BİLİRİZ
Hem
geleneği, hem göreneği olan bir ülkeyiz vesselam. Atalarımız her şeyin en doğrusunu
bilir zaten. Onlar her şeyi doğru yaptıysa geçmişimiz niye savaşlarla,
göçlerle, sefaletle dolu veya bu kadar bin yıllık geçmişimiz var da niye hala
adam gibi bir yazınımız yok, niye mimaride Mimar Sinan’da çakılıp kaldık veya
niye toplum olarak kadına ve çocuğa sümük muamelesi yapıyoruz, niye üretip, biriktirmek
yerine sadece tüketiyoruz ve bitince de komşunun malına göz dikiyoruz diye sormayalım.
Niye? Çünkü bizim gelenek ve de
göreneklerimiz var. Muhafazakarız biz. Çok iyi muhafaza ederiz. Özellikle
geçmişten gelen, bizi, soyumuzu sopumuzu
ve çevremizi süründüren her hatamızı çok şahane muhafaza ederiz. Niye diye
düşünmeyiz, çünkü atalarımız da muhafaza etmiş; Onlar etmişse vardır bir
bildikleri.7 Ekim 2013 Pazartesi
GDO: BİZ ASLINDA AÇLARI DOYURUYORUZ

Genetiği Değiştirilmiş Organizma, yani GDO. Bir organizmanın genetiği niye değiştirilir? Cevap basit: Daha çok üretmek için. Peki ne için daha çok üretim? İşte burada işin tiyatro kısmı başlıyor. GDO’lu tohum, kimyasal vesaire üreten firmalar ve bu işe destek veren birçok Hükümetin ortak söylemi, Dünya nüfusunu artık konvansiyonel sistem tarım üretimiyle doyurmanın mümkün olmadığı ve GDO kullanarak üretimi defalarca katlamaktan başka çare kalmadığı. Acaba bu gerçekten doğru mu? Yani ürün arttıkça daha çok insan mı doyuyor yoksa aynı insanlar daha mı çok tüketiyor?
Amerika
Birleşik Devletleri’nde bu konuyla ilgili çok çarpıcı rakamlar var. ABD tarım
bakanlığı kayıtlarına göre, 1978 yılında ABD nüfusu 222 milyon 500
bin iken, ülkedeki mısır tüketimi 32 milyon ton. 2011 yılında ise nüfus 311
milyon 800 bin ve mısır tüketimi 205 milyon 600 bin ton. Yani 33 yılda nüfus
%40 artarken mısır tüketimi %642 artmış. Dünyanın diğer bölgelerinde de rakamlar
çok farklı değil. Yani, biz daha çok üretiyoruz çünkü daha çok insanı
doyuruyoruz kısmı külliyen yalan.
Türkiye’de
ise GDO kullanımı meselesi biraz karışık. Örneğin, 2012 Yılının Ekim ayında
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ülkemizdeki
mısır üretiminin rekor seviyeye geldiğini ve bunun GDO’suz tohumlarla
başarıldığını söylüyor. Oysa Dünya’nın önde gelen GDO’lu tohum üreticisi
Monsanto Şirketi internet sitesinden, Şanlıurfa distribütörü Poler Tarım Ltd.
adlı şirketle birlikte mısır rekoltesi rekoru kırdıklarını duyuruyor. Birileri
fena halde yalan söylüyor ve bunu saklama konusunda belli ki fazla da telaşlanmıyor
çünkü, yakalanma korkusu yaşamıyor.
GDO meselesi ülkeyi yönetenler tarafından
gerçekten hafife alınıyor ve bunun sebebi de konuyu aslında halkın hafife
alıyor olması. Çoğu zaman kamuoyuna yapılan açıklamalar ve uygulamalar
birbirini tutmuyor. GDO’lu ürünler konusunda hükümet, üzerinde rahatsız
edici bir baskı hissetmiyor ve artan tarımsal üretim hem ekonomik, hem de
siyasi bir güç kaynağı olduğu için mevcut durumun sürmesi her zaman işine
geliyor.
İnsanların
şunu bilmesi yeterli: GDO'lu ürün kullanmamanın alternatifi aç kalmak değildir,
yeteri kadar tüketmektir. Az tüket, öz tüket, Dünya kartellerini zengin etme...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
